Bilsem ki anlayacaksın, hiç yorulmadan günlerce sana anlatırdım halimi.. Duygularımı, düşüncelerimi ve hissettiklerimi.. Bir duvar gibi durmasaydın şayet belki ağlardım, dertleşirdim, nazlanırdım sana.. Şımarırdım. Aslında bildiğim mevzuları bile bilmiyor gibi ikna edilmeyi bekler, ikna etmeni isterdim. Beni önemsediğine, beni anladığına ve ne olursa olsun , hatam dahi olsa beni sevdiğine ikna olmak isterdim. Acı olan hatamın olmayışı ve bunda ikna olmuş olduğum halde bana inanmayışın. Daha fenası Yaratan ın adaletine inanmayışın. Teselli ummayı bırakalı çok oldu da teselli beklemeni anlayamıyorum.. Hatta onu bile anladım ama insan insanı bile bile çukura atar mı? Bile bile düşürüp üstüne toprak atar mı? Bir insan bir insanın metanetini öfkeye çevirmeye uğraşır mı? Birinin öfkesi, kini, birini niçin rahatlatır.. Hangi duygunun tatminidir bu?
Allah ım hani demiştim ya sana ; imtihanım bitti diye şimdi sevap kapım kapandı mı? Yoksa ben bu imtihanın meyvesini bir ömür hatta bir ömür ötesinde dahi yiyecek miyim?
Demiştim ama imtihanımın bittiğine ve o makamı kaybettiğime içten içe inanmıştım. Gördüm ki; bu imtihan bitmiyor. Ben unutsam da onlar unutmuyor.. Ben onları akladım ama onlar tarafından aklanmıyor oluşum bir ömür imtihanımı taze tutacak anlıyorum.. Yürek yangınımı dindirmiyorsa Mevlam, terakki devam ediyor diye teselli buluyorum. Yabancı değil, ailem oluşu gelecek mükafatın katmerli olacağına delil oluyor sanıyorum..
Yorumlar
Yorum Gönder